İSİMSİZ MAİL

29/12/2007 · Kategori: OZNEWS -YAZILARI

 Her zamanki gibi sabah iş yerindeki masamın başına gelmiş, bilgisayarımı açıp, mesaime başlamak için kendimi hazırladım. Her çalışan gibi bende ilk anda maillerime bakmak için ınbox açtım. Hepsini tek tek incelerden virus değildir lütfen dikkatli oluyun diyen bir maille karşılaştım. İçim cız etti nedenini bilmediğim bir şekilde, maili açtım ve okumaya başladım yazılan satırları dikkatlice...

 Satırlar şöyle başlıyordu!

 sen çok iyi birisin, yalanlarına kanma” ne oluyor dedim, kim bunu yazan, kim benimle oynuyor, iyi birisi olduğumu nerden biliyor, kim yalan söylüyor diye içimden geçirirken hem kafam karıştı hemde çok üstüne düşmedim ama içgüdüsel olarak da cevap vermeden kendimi alıkoyamadım.

Cevabım, siz kimsiniz bunları bana neden yazıyorsunuz oldu.

 Bir saatte kalmadı, cevap verdi karşı taraftaki kişi, kim olduğunu biliyorsun, bunun cevabı sende diyordu.

 Bu ikinci mailden sonra kafam iyice karışmıştı. Herkesi kendim gibi düşündüğüm için, kimsenin bana yalan söyleyeceğini, her kimse yalan söyleyen bana yalan söylemesi neyi değiştireceğini anlamıyordum. Ama birisi benimle kafa buluyor, dalga geçiyor da geçmiyor değildi içimden.

Aradan bir gün daha geçti ve bu maili iki arkadaşımla paylaştım. Biri sana oyun ediyor, çok dikkate alma dediler.

 Sonra konuştuğum arkadaşlarımdan birisine bana atılan maile benzer bir mail atılmış...

“Ona neden yalan söylüyorsun, o çok iyi birisi, kendini kandırıyorsun” gibilerinden, üstünden zaman geçti hatırladığım kadarıyla bunları yazmıştı...

Bunu bana söylemedi, günlük olarak bize rutin mail atıyordu. Hem ona hem bana taki ben bunu dile getirinceye kadar hiçbirşey söylememişti. Sonra olay biraz daha genişledi, birbirimize ortak mail atmaya başladı. Bu kişi her kimse ilk yazdıklarından arkadaşlığımızı bozmak için bunu yaptığını düşünüyorduk onu sorgulamaya başladım.çünkü kim olduğunu bilmediğimiz bi kişi neden bunu durup,dururken yapsın ki.. arkadaşlığımızdan çıkarı neydi, epey bir zaman böyle devam etti, mailini engelledik başka bir mail adresinden yine bize yazmaya başladı. Canımız sıkılmaya başlamıştı. IP numarasını aldık ama öyle bi yerden yazıyordu ki! Kim olduğunu bulmak çok zordu. İlk anda çok üzülmüştüm çünkü beni uyarıcı bir şekilde yazılmıştı ve arkadaşımın bana hiç yalan söylemediğini biliyordum, söylemezdi, kendimden çok güveniyordum içinde ruhunda o kadar güzel şeyler taşıyordu ki, yalan söylerek biyerlere varamazdı ki! söylemezdi.

 Bi kaç arkadaşımıza daha anlattık, herkes şaşkınlığını saklayamıyordu, espiriye dönüştü bu olay,gel zaman git zaman kapandı bu konu... Aradan zaman geçti, bu olay unutuldu gitti...

 Aradan bir yıl geçmemişti ki! beni iyi niyetle uyaran kim olduğunu bilmediğim kişiden aldığım mail aslında hiçde aramızı bozmak için yapılmamıştı,  arkadaşım, ruhunda güzellikler taşıdığını düşündüğün arkadaşım gerçekten bana yalan söylüyormuş. Hemde gözümün içine baka baka... bunları öğrendiğimde çok kırıldım, kızmadım, keşke kızabilseydim. Ona içimden geçenleri söylemek isterdim ama o devrede bana çok muhtaçtı, benim yardımıma ihtiyacı vardı. Ona içimden geçenleri haykıramazdım, bir kez daha canım yandı ama içime attım...

 Diyebilirsiniz bir yalandan ne çıkar, belki bişey çıkmazmış gibi geliyor, eğer yalanlar yalanı kovalamamış olmasaydı, verdiğiniz değeri anlayabilip, yalanları bi kenara bırakabilseydi. yalanın pembesi, siyahı, beyazı olmaz.. yalan yalandır... Çünkü ben onu birkez affetmiştim affettiğim için yalanların ardı arkası kesilmedi. Kendine göre her söylediği yalanın bi sebebi vardı. Ama YALAN YALANDIR. Sebepli sebepsiz yalan olmaz.... 

Zamanla herşey unutulur deyip, sizi kıran kişiyi affettiğinizi düşünürsünüz ama aslında sadece yaranız kabuk bağladığı için acınız azalmıştır ne zaman görseniz yeniden kanar yaranız ve tuz basar hatıralar yaranıza..

 Taaki o kişiden uzaklaşıncaya ve yaptıklarına bir anlam vermediğiniz zaman anlarsınız olup, biteni... Yüreğiniz, beyniniz tek şunu söyler size, değer veren gerçekten seven sevdiği kişiye yalan söylemez, yalana gerek duymaz.  O nedenle uzaklaşın çünkü o kişi size bir gram değer verip, sizi sevmiyordur. O nedenle bi kişiye değer verirken, aslında size değer veren gerçek kişilerden uzaklaştırıyorsunuz kendinizi farkında olmadan.

Siz siz olun bazen isimsiz maillere gerek kalmadan, gözünüz, gönlünüz açın olsun derim.

 Sizden uzaktayım ama sende çok safmışsın diye söyleyenleri duyuyorum!

 Bende o kişilere, herkesi kendin gibi sanırsan,insana kendinden fazla değer verirsen hayatta herşey gelir başına diyorum....

  Oznews

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

TAŞRADAN, ŞEHRE YOLCULUK...

28/12/2007 · Kategori: OZNEWS -YAZILARI

                                                                                  

                                                               

Bir zamanlar bir köyde güzel bir kız yaşarmış, masallarda hep böyledir ya...

Şehrin yollarını tutmuş,taşı toprağı altındır diyerek. Nihayetinde yıllar sonra hayal kurduğu şehre ayak basmış,toprağını öpmek istemiş ama her yer kaldırım olduğu için bu hayalini gerçekleştirememiş.

Kıssadan hisse derler ya. O misal bizimkisi....

 

Hayalindeki şehir miydi acaba geldiği yer,yoksa hayallerinde mi kalsaydı?

Köyden gelen insanlar yerleşmişdi kentte.... Ne farkı vardı ki! Köyle,şehrin....

 

En azından kışın tüten bacaların dumanından nasiplenmemişti sadece... ondanda nasibini aldı güzel kız... sadece bu mu? Köyden farklı sanıp,hayal ettiği yerin aslında hiçde hayal edilecek bir yanının olmadığını farketti. Çünkü kimse kimseyi tanımıyor, aynı apartmanda oturduğun kişileri bile tanımakta zorluk çektiği bu şehirde daha neler görecekti...

En acısı artık insanların kendi kendilerini kandırdığını görmekti...

 

Hayal ettiği şehir gün geçtikçe hayallerinden yok olmaya yüz tutuyordu,kızıyordu güzel kız kendine... hayır hayır bu böyle olmamalı, ben yanlış yere geldim diye haykırıyordu içinden...

Üzüntüsünü dillendiremiyordu çünkü o böyle hayal etmemişti buraları....

 

Etrafındaki kişiler bu kadar çok gelmek istiyordun buralara ama neden  çok mutsuzsun  !!! ???

Ama dillendiremiyordu içindekileri sadece hiççç diyebiliyordu....

 

Gün geçtikçe üzüntüsü artıyordu herkes güzel kızın içindekileri bilmeden çağımızın hastalığı “Depresyona” kapıldı diye kendi kendilerine söyleniyorlardı. Ne güzel kız onlara birşey söyleyebiliyordu ne de etrafındaki kişiler...

 

Bu nasıl böyle giderdi bilmiyordu... gördükleriyle, yaşadıkları içinde geldiğinin pişmanlığını mı oluşmaya başladı ?  Artık hayal kuramaz hale geldi güzel kız, nedeni şehrin baca dumanları altında ne kadar hayal kurabilirdi... Aklından bin bir türlü şey geçiyordu...

 

Düşündü düşündü hayallerindeki şehre kavuşmanın bir tek yolu vardı.

 

Şehirden taşraya gitmek.....

 

 

oznews

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (7) Yorum yaz!